Dolar : Alış : 3.9594 / Satış : 3.9665
Euro : Alış : 4.6547 / Satış : 4.6631
HAVA DURUMU
hava durumu

Mersin18°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 53 Kategoride 931 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Ak Dediler Kara Çıktı

19 Şubat 2014 - 36 kez görüntülendi.
Ana Sayfa » Güncel » Ak Dediler Kara Çıktı

ahmet-akin2

Ahmet Akın – Yeminli Mali Müşavir

Ak” kelimesi iki anlamlı bir kelimedir. Birinci anlamı, siyahın karşıtı olan “beyaz” renk anlamındadır. İkinci anlamı ise, temiz ve dürüst anlamında kullanılmasıdır. Bütün renkleri içerisinde barındıran beyaz renk, saflığın ve temizliğin simgesidir. Soğukkanlılığı, asaleti, masumiyeti, istikrarı ve devamlılığı temsil eder. Huzur ve güven verir. Düşünce gücünü arttırır. Aynı zamanda insana hüzün veren, dertlerini ve sıkıntılarını hatırlatan bir yanı da vardır.

Ünlü şair Özdemir Asaf’ın söylediği gibi; “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.” Bu bakımdan, “Ak” kelimesini “temiz ve dürüstlük” anlamında kullanarak bir tanımlama yapmak çok iddialı bir davranıştır. Yapacağınız en küçük bir hatada bu iddianızın altında ezilirsiniz. Bugün yaşanan budur. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin söylediği gibi; “Adının Ak olduğunu söylüyorsun da, kendini neden aklamıyorsun?”sorusu karşısında mahcup olursunuz.

Başbakan Erdoğan ne söylerse söylesin, nasıl savunursa savunsun, değişmeyen bir gerçek var. “Ak Parti kirlenmiştir.” Yolsuzluk, yoksulluk ve yasakları kaldıracağız söylemi ile iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, yolsuzluk ve rüşvet bataklığında çabalaması nasıl bir sonuç verir bilemem ama, esas temizlik görevinin halka düştüğü açıktır. Yolsuzluk ve rüşvet iddialarından dolayı Hükümet’in dört Bakanı’nın istifa etmek zorunda kalmaları yenilir yutulur bir lokma değildir. Deniz Feneri davasında olduğu gibi, bu konunun da yok sayılarak, unutturulmaya çalışılması planlı bir şekilde, adım adım yürütülmektedir.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra yaşanan sürecin, Ana Muhalefet Partisi tarafından doğru ve etkin bir şekilde yönetildiğini söylemek mümkün değildir. İşin özünü kaçırarak, sadece, ayakkabı kutusu ve çelik kasalar üzerinden muhalefet yapması, süreci tam olarak algılayamadığını gösteriyor. Ana Muhalefet Partisi’ndeki, genelde iktidara gelinebileceği inancından yoksun yöneticilerin varlığı, partinin önünde önemli bir engel olarak durduğu sürece, iki ileri bir geri gidip gelmeye devam edilecektir.  

      Başbakan Erdoğan’ın son günlerdeki davranış ve kararları toplumun önemli bir kesimini endişeye sevk ediyor. Yargı ve emniyette yapılan siyasi kadrolaşma, iş adamlarına ve gazetecilere yapılan baskı ve tehditler, yasaklar ve aşırı hükmedici bir yönetim anlayışı, düşünce ve ifade özgürlüğünün yok sayılması endişeleri daha da artırıyor. Başbakan Erdoğan’ın, iktidardan gitmemek için her şeyi yaparım anlayışı tehlikeli boyutlara doğru gitmektedir. Yüce Divan sendromuna girmiş olabilir.

Aslında, parti genel başkanlarının tek seçici olmaları ve parti meclisinde birlikteliği sağlayamadığı kararlarda, sorumluluğu ben üzerime alıyorum diyerek bildiklerini okumaları, sorunların kaynağının önemli bir bölümünü oluşturuyor. 12 Eylül döneminden kalan Siyasi Partiler Yasası ile Seçim Yasası, ancak, bu kadar demokrasiye izin veriyor. Parti içi demokrasiyi ve hukuku uygulamayan partilerin, katılımcı demokrasiyi uygulamaları olanaksızdır. Halka ve ülkeye hizmeti bir tarafa bırakan milletvekillerinin, sadece genel başkanlarına hizmet etmeyi ve onun taleplerinin dışına çıkmamayı ilke edinmeleri, siyasetin yozlaşmasını hızlandırıyor.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

Yazılım