Dolar : Alış : 3.8872 / Satış : 3.8942
Euro : Alış : 4.5770 / Satış : 4.5853
HAVA DURUMU
hava durumu

Mersin19°CSağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 53 Kategoride 931 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

“Gezi Ruhuna İnanıyorum”

02 Aralık 2013 - 56 kez görüntülendi.
Ana Sayfa » Güncel » “Gezi Ruhuna İnanıyorum”

gezi-ruhu-soylesi

Taksim gezi parkı olayları ağaç kesilmesin diyen yurttaşlarımızın direnişleri ile başlayan, 3 gün geçmeden bütün yasaklara, yasakçılara ,polisin attığı gaz bombaların, iktidarın ben yaptım oldu mantığına, dediğim dedik talimatlarına, hukuksuzluklarına, yalanlarına, talanlarına, iftiralarına, iki yüzlülüklerine top yekun karşı koymaya dönüşen bir Halk hareketidir.

Gezi parkı ile susmuşlar, küsmüşler, umudunu kesmişler, arada derede kalmışlar, uyutulmuşlar,silkinip cesaretlerini toplayarakbiraraya gelmiş, bir güç yumağı, bir gönül yumağı kurarak yeni bir ruh oluşturmuşlardır.

ARTIK GEZİ PARKININ BİR RUHU VARDIR. Gezi Parkının Ruhu;

YEŞİLDİR

DOĞADIR

ÇEVREDİR

DEMOKRASİDİR

ÇOĞULCUDUR

DAYANIŞMADIR

KATILIMCILKTIR

EŞİTLİKTİR

BÜTÜNLEŞMEDİR

GENÇLİKTİR

KADINA ŞİDDETE HAYIRDIR

HAYVAN HAKLARINA SAYGIDIR

POZİTİF AYRIMCILKTIR

GEZİ PARKI RUHU PIRIL PIRIL BİR GELECEKTİR.

Gezi Parkı ruhu iktidarı rahatsız etmiştir; çünkü bağlı oldukları parti ya da sivil toplum kuruluşu ne olursa olsun, çok farklı düşünceleri taşıyan insanlar, ortak bir zemin bulmuştur. Özgürlük talebi milyonları bir araya getirmiştir. Siyasetçilerin yapamadığını Halk yapmıştır. Gezi Parkı ruhunu ortaya çıkaran inisiyatifin Halktan gelmesi, iktidarı telaşlandıran nedenlerden birisi olmuştur.

Gezi Parkı’nda hepimiz kısa bir süreliğine de olsa bir ütopya yaşadık. Kentin ortasındaki en önemli meydanda, yiyeceğin, içeceğin, her şeyin bedava olduğu, kendine ait kütüphanesi, radyo ve televizyonu bile olan, az zamanda çok işlerin başarıldığı bir komün hayatı yaşanmıştır. Ülke insanlarımızın zaten doğasında olan paylaşım, dayanışma, bir arada yaşama kültürü Gezi olayları ile yeniden ortaya çıkmıştır. 11 yıldır süren baskı rejimine karşı gençliğin verdiği bu barışçıl tepki ve karşılığında gördüğü acımasız şiddet hiç unutulmayacaktır. Orada tarih yazılmıştır.

Taksimde red edilen bir partinin seçimle işbaşına gelmesi değildir. Seçildikten sonra iktidarı nasıl kullandığıdır. “Ben seçimle işbaşına geldim toplumu da bireylerin yaşamını da istediğim gibi değiştiririm, düzenlerim” şeklindeki siyaset anlayışının red edilmesidir.

Şimdi ise , önümüze bakma zamanıdır ; Birçok kişide Gezi Parkı ruhundan bir siyasal hareket veya parti çıkması gerektiğine dair bir eğilim oluşmuştur. Ancak geziden bir siyasal hareket ya da parti çıkması mümkün değildir. Çünkü hareketin çekirdeği de dış katmanları da birbirinden çok farklı heterojen gruplardan oluşmuştur.Belki farklı görüşlerde birkaç yeni parti ortaya çıkabilirdi. Ancak şu anda İhtiyacımız olan daha fazla ayrışmak olmamalıdır; aksine Gezi Parkı ruhunu sürdürebilmek için asgari müştereklerde buluşmanın gerekli olduğuna inanıyorum. Geçmişte öğrenci hareketlerinde, gençlik hareketlerinde, işçi sınıfı, emekçi sınıfı hareketlerinde, küçük düşünce ayrılıklarından dolayı bir araya gelemeyen ve birçok gruplara, fraksiyonlara bölünerek güç yitiren halkımızın artık bunlardan vazgeçerek asgari müştereklerde buluşması gerekmektedir. Artık kaybedecek zamanımız yoktur .Gezi direnişine katılan ya da destekleyen insanların ortak isteği Gezi ruhunun yerel seçimlerde varlık göstermesi ve hatta yerel seçim sonuçlarını etkilemesidir.

Çok yakında yerel seçimler var. Onun ardından ilk kez halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanı için seçim süreci devreye girecek.Her seçim önemlidir ama bu kez gerçekten bir yol ayrımındayız. Son zamanlarda Türkiye’de yaşanan olaylar, en temel insan haklarının dahi bu ülkede garanti altında olmadığını net bir şekilde gösterdi.

Bu nedenlerle Yerel yönetimlere talip olan bizler GEZİ RUHUNU İYİ OKUMALIYIZ .

Gezi olaylarının başlangıcı olan 29 Mayıs Türkiye´nin siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Artık hiç bir şey 29 Mayıs öncesi gibi olmayacaktır. Gezi parkı olaylarından herkesin ders çıkarması gerekmektedir. Gezi parkı direnişi; bir dirilişin, bir uyanışın, dayatmaya karşı başkaldırışıdır. Gençlerimiz “bizler birer bireyiz, kendi kendimizi ifade ederiz. Kimse bize kendi yaşam biçimini dayatamaz” diyerek meydanlara çıkmışlardır

Gerek gezi parkında düzenlenen söyleşilerde gerekse parkın dağılmasından sonra devam eden mahalle forumlarında, mevcut muhalefet partilerinden duyulan memnuniyetsizliklerde sıklıkla dile getirilmiştir. “Zaten onlar yıllardır etkili olamadıkları için düştük sokağa. Şimdi kime oy vereceğiz?” deniliyor. Bu doğru; var olan partiler sokaktaki talebi siyasete taşımaktamaalesef yeterli (başarılı) olamamıştır.

Ancak 2014 yerel seçimleri gezi parkı olaylarından sonra yapılacak ilk seçimdir. Gezi hareketinin devamı ve daha önemlisi canlılığını ve tutkusunu, umudunu diri tutabilmek için en önemli mecralardan birisi bu seçimlerdir. Seçimlere çok az bir süre kalmıştır.

CHP olarak önümüzde tarihsel bir görev bulunmaktadır. 2014 yerel seçimleriyle başlayacak sürecin Türkiye’nin kurtuluşunda doğru bir yol olması için Gezi parkı ruhunu iyi okuduğumuzu ve bu yerel seçimler sonucu oluşacak yönetimlerimizde halkın taleplerine uygun ilkeler doğrultusunda çalışacağımıza inanıyorum. AKP den kurtulmanın yolu AKP ye benzememektir. Totaliter parti yapısına karşı demokratik bir parti yapısı kurmak , naylon üyelere ve delege ağalığına karşı partideki üye yapısının demokrasiye uygun olarak dönüşümünü sağlamak ve yerel seçimlerde ve yönetimlerde gençlerin önünü açmaktır.

2011 seçimleri 1999 seçimlerinden sonra en çok katılım ile yapılan seçim olmasına rağmen 6 milyon 264 bin 183 seçmen oy kullanmamıştır. Kullanılan oyların 973 bin 185’i de geçersiz sayılmıştır. Kullanılmayan ya da boşatılan oy sayısı küçümsenmeyecek kadar çoktur.

Oyları boş atmanın ya da hiç kullanmamanın da çözüm olamayacağı da halkımıza anlatılmalıdır.

Gezi sürecinin bir diğer sonucu da sosyal medya olarak bilinen yeni bir olgunun da hayatımıza katılmasıdır. Sosyal medya, insanların belirli bir amaç etrafında kolayca ve kısa sürede organize olabilme olanağını beraberinde getirdi. Siyaset hayatındaki bu yeni olgu, eski siyaset anlayışını da demokrasi yaklaşımını da dönüştürdü. Sosyal medya sayesinde artık halkın nabzını sık sık değil, her gün tutmak gerektiği ortaya çıktı. Bu anlamda sosyal medya, yeni siyaset biçiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. İktidar ve geleneksel medya karşısında dengeleyici bir güç olarak ağırlığını hissettirmeye başlayan Sosyal medya sayesinde, örgütlenmemiş ve dışlanmış gruplarında güç kazandığı, seslerini duyurdukları görülmüştür. İçinde bulunduğumuz yerel seçim çalışmalarında aday adaylarının sosyal medyayı çok daha fazla aktif bir biçimde kullanarak mesajlarını doğrudan halka ulaştırmaya çalıştıklarını da görüyoruz. Bu mesajların parti tabanına değil doğru bir şekilde halka ulaşması esastır. “Siz ne yaparsanız yapın, biz kararımızı verdik” anlayışı, sokakta farklı tepkilere yol açar çünkü.

BEN CUMHURİYET HALK PARTİSİ YENİŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYI OLARAK; GEZİ RUHUNA İNANIYORUM VE DİYORUM Kİ;

*Belediyelerin bütçeleri şeffaf olmalı , Halk tarafından, doğrudan ve sürekli olarak denetime tabi tutulabilmelidir.

* Yeni bir Kent Kültürü yaratmaya yönelik; Her mahalleye Halk Konağı yapılmalıdır. Bu konaklarda verilecek hizmetlerin yanında mahalle sakinlerince toplantılar yapılmasına olanak sağlanmalı, bu toplantıların resmi bir yanı olmasa da belediyenin karar mekanizmasının bir parçası olmalıdır. Böylece gerek gezi parkında gerekse parkın dağılmasından sonra devam eden forumlar belediyelerin sağladığı olanaklarla daha sağlıklı ve daha katılımcı bir hale gelecektir. İnsanlar yaşam alanlarındaki, mahallelerindeki, sokaklarındaki, şehirlerindeki ve hatta ülkedeki sorunlar ile ilgili konularda bile tartışabilecekler ve ortak karar alabileceklerdir.

*Bireylerin kendilerini ifade etmelerinin önündeki her türlü engelin kaldırılmasına çalışılmalı, hiç kimsenin, hiçkimseye kendi yaşam tarzını dayatmasına izin verilmemelidir.

*Doğa ve çevre korunmalı, Engelli Vatandaşlarımızın yaşamları kolaylaştırılarak, önlerindeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

*Yerel Yönetimlerin ‘’Ben yaptım oldu’’ mantığı geçerli bir mantık değildir!.. Hizmetler Halkın isteklerine ve önceliklerine göre belirlenmelidir.

*Gezi direnişi ihtisas sahibi meslek örgütlerinin, örgütlü profesyonel kesimin önemini ve işlevselliğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Direnişin başında yer alan Mimarlar Odası’nın yanında , polis şiddetine karşı tedavilerde Tabipler Odası, Tutuklamalarda karakol karakol dolaşarak, hukuk yardımı yapan Barolar ve daha pek çok kuruluşun önemi ve işlevselliği ortaya çıkmıştır.

Yerel Yönetimler; Kent yönetimlerine Sivil Toplum örgütlerini, Sendikaları, Meslek Odalarını, Gönüllü Kuruluşları, Kadınları, Gençleri, Tüm Kent dinamiklerini katmalı, Onları etkin, üretken bir konuma getirmelidir.

*Gezi parkı direnişi sanatçıların da toplumsal olaylar içindeki rollerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Yerel Yönetimlerin de sanata ve sanatçıya yakın olarak gereken önemi vermesi gerekir.

*Tabi ki gençlerimiz ; Gezi parkı direnişi yeni yetişen gençlerin hiç de şikayet edildiği gibi toplumsal sorunlardan habersiz ve çevrelerine karşı ilgisiz olmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Bu gençler hem ulusal hem de uluslararası düzeyde sanal dünyada büyüdükleri için kendilerinden önceki kuşakların sahip olmadıkları bilgi ve becerilere sahiptirlerler. Hızla haberleşip, örgütlenebiliyorlar. Biz yerel yönetimlerde başarılı olmak istiyorsak gençlerimize gereken önemi verip onların gücünden yararlanmayı bilmeliyiz.

SONUÇ OLARAK;Gezi ruhu her zaman siyaset üzerindeki etkisini koruyacaktır. Siyasiler bundan sonra kendilerinde bir otokontrol sistemi oluşturup, yaptıklarının ve söylediklerinin toplum tarafından ne kadar tartışılacağını, tepki göreceğini düşünerek hareket edeceklerdir.

Önceden apolitik diye eleştirilen bir gencin şimdi attığı 3 tweetten 2 si ülkede yaşananlar ile ilgiliyse bu bir şeylerin değiştiğinin göstergesidir. Gezi bu ülkenin derisinin değişmeye başladığı, eski fikirlerin, ideolojilerin çürüdüğü, yeni tohumların atıldığı, yeşermeye başladığı yer olmuştur.

Burhan TEKNİKER
Yüksek Mimar, Şehircilik ve Kentsel Tasarım Uzmanı

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

Yazılım