Dolar : Alış : 3.8275 / Satış : 3.8344
Euro : Alış : 4.5128 / Satış : 4.5210
HAVA DURUMU
hava durumu

Mersin18°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 53 Kategoride 931 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Sedyeye Kömür Karası Bulaşmasın

14 Mayıs 2014 - 23 kez görüntülendi.
Ana Sayfa » Güncel » Sedyeye Kömür Karası Bulaşmasın

cizmelerimi-cikarayimmi
Bugün 14 Mayıs 2014 Çarşamba. Manisa’nın Soma ilçesindeki kömür ocağında meydana gelen katliam gibi kazadan sonra, ocaktan bir sedye üzerinde cansız yatan bir madenci çıkarıldı. Yüzündeki kümür karasından yüzünü tanımak çok zordu. Ağzı açıldı bir beyazlık parladı ağzının içinden. Terliyordu. Yüzünden akan ter damlası bir nehirin yatağı misalı yüzündeki kömür karasının içinden bir yol açarak aşağıya doğru aktı. İsmi neydi bilmiyorum. Ama bir yakınlık hissetim kendisine. İzlemek için dikkat kesildim.

Etrafındaki kalabalıktan uğuldayan sesler;
– Allah’ın takdiri, diyorlardı.
Birden sedyenin üzerinde ölü gibi yatan madenci kıpırdamaya kalkıp oturmaya çalıştı. Gözlerini iri iri açtı. O kapkara yüzün ortasındaki gözlerin akı bir parlamaya başladı ki sormayın. Yumruklarını sıkarak uzun uzun etrafı inceledi ve etrafındakilere;
– Bizi yaratan Allah neden hep kütü takdirini biz ezilenlere, fakirlere ve kimsesizlere kullanıyor? Biraz da bizim emeğimizi sömürenlere, bize zulm edenlere karşı kullansa ya, diye bağırdı.
Bu içten çağlayarak gelen bir isyanın ayak sesleriydi. Ortalık buz kesti. Kimsede tık yok Ancak yutkunmakla yetindiler. Madenci iki kenarına bakınırken devlet büyüklerinden birinin posterini gördü. Yine hiddetlenmişti. Olanca gücüyle bağırarak;
– Bizim cenazelerimiz için camilerde sela okutacaklarmış. Camilerde, kuran kurslarında bizim adımıza hatim indirteceklermiş. Benim eşimin, çocuğumun, annemin, babamın, kardeşlerimin yapacağı hayır hasenet işlerine ne hakla karışıyorlar. Bıraksınlar bu ucuz lafları. Birşey yapacaklarsa, bizim böyle ucuz ölümlerimizi önlesinler. Taksim meydanını iççiden koruyacaklarına, işçileri ölmekten korusunlar dedi ve bayıldı.
Yine kimsede tık yok. Herkes yanındakine sorgulayıcı gözlerle bakıyordu. Madenciyi ambulansa taşıdılar. Kendine gelmişti. Sedyeye uzatmaya çalıştılar. Çizmelerine bir baktı. Çıkarmak istedi takadı yetmedi. Yanındaki hemşire uzanmasını söyleylyince;
– Çizmelerim sedyeyi kirletecek, dedi.
Hemşire şevkatli bir sesle;
– Kirlennirse kirlensin, birşey olmaz. Senden daha kıymetli değil ya, dedi.
Ama madencinin içi rahat değildi. Devletin ambulansındaki sedyeyi kirletmek istemiyordu. Ayaklarını sedyeye değdirmeden, ayakucundaki demirin üzerine uzattı. Ekip kollarından tutup kendisini yukarı doğru çekince pes etti.
Madencinin; devletin ambulansındaki sedyeye verdiği dğer kadar, devlet de madenciye değer verseydi bu yaşananların hiç biri yaşanmazdı diye düşünüyorum.

Ali Akdoğan

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

Yazılım